Satranç Tarihi

Blog

Satrancın tarihi uzun olmanın yanı sıra hikâyeler ve efsanelerle doludur. Bu konuyu uzunca incelemeden önce kısaca özetleyelim.

Günümüzdeki satranç, tarihinin başladığı yer olarak bilinen Hindistan’daki en eski formatından biraz farklılaşmıştır. Bugünkü modern hali 16. yüzyıla kadar bilinmiyordu. Saat kullanılmamaktaydı ve parçalar 19. yüzyıla kadar standartlaştırılmamıştı. Resmi dünya şampiyonası unvanı, ilk büyük turnuvaların düzenlenmesinden kısa bir süre sonra, 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmıştı ve birçok oyun stili bu zamanlarda gelişmeye başlamıştı. Açılışlarla ilgili ilk kitap 1843 gibi yayınlanmış olsa da, bildiğimiz kadarıyla teori, 20. yüzyılın başlarına / ortalarına kadar gerçekten gelişmemişti. Günümüzdeki yeniliklerde en etkili faktör olan bilgisayar motorları ve veritabanları 20. yüzyılın sonlarına kadar satranç dünyasında yoktu.

Şimdi biraz daha detaylı inceleyelim.

Satranç, bugün bildiğimiz üzere, MS 600’lerden önce Hint oyunu chaturangadan doğmuştur. Ulaşılabilen ilk yazılı kaynaklar Hindistan’dadır. Sanskritçede çatu- dört, ranga- yol anlamına gelmektedir yani “Dört Yol Oyunu”.

Ayrıca, piramitlerdeki kabartmalarda Mısır’da oynandığına dair bulgular bulunmaktadır. Oyun, önümüzdeki yüzyıllarda Asya ve Avrupa’ya yayılmıştır.

Satrancın İran’a, Araplara, Endülüsler üzerinden İspanya, Avrupa’ya yayıldığını bilinmektedir. Bu uzunca yolculuğun ardından 16. yüzyılda satranç olarak bildiğimiz oyuna dönüşmüştür. 1497 yılında ilk basılı satranç kitabı olan Lucena’nın kitabında satranç oyununun yeni kuralları açıklanmıştır. Oyunun kuralları, günümüze kadar ufak düzeltmeler haricinde değişmemiştir. Bu kitabın ardından; İspanya, İtalya, Fransa, Almanya, ABD ve Rusya dünya sahnesine çıkmıştır.

Oyunun ilk ustalarından biri Ruy Lopez adlı İspanyol bir rahiptir. Kendi adını taşıyan açılışı bulmamış olmasına rağmen, 1561’de yayınladığı bir kitapta analiz ettiği için açılışa ismi verilmiştir.

Satranç teorisi, 18. yüzyılın ortalarına kadar çok yavaş ilerlemiştir. 1749’da Fransız Usta Francois-Andre Philidor, Analyze du jeu des Échecs adlı kitabıyla sahneye çıkmıştır. Bu kitap, bazı yeni açılış fikirlerini (hala ismini taşıyan savunma dahil) ve Philidor’un kale ve piyon oyunsonlarındaki meşhur savunmasını içeriyordu, bugün hala kullanılan bir oyunsonu tekniğidir. Philidor’un “Piyonlar satrancın ruhudur.” şeklindeki ünlü sözü ilk kez bu kitapta dünyaya tanıtılmıştır.

Satranç, dünya çapında popülerlik kazanmaya devam etmiştir ve 19. yüzyılın ortalarında satranç takımlarının standardizasyonu gerçekleşmiştir. 19. yüzyıl da aynı zamanda satranç saatleri oyunun bir parçası haline gelmiştir. Satranç saatleri bir zorunluluk haline gelmeden önce, tek bir oyun 14 saate kadar sürebilmekteydi. Satranç setlerinin standart hale getirilmesi ve satranç saatlerinin tanıtılmasıyla modern maçlar ve turnuvalar için her şey hazır hale gelmişti.

Satranç 1800’lü yıllarda büyük ölçüde gelişmekteydi. Bu dönemin en popüler tarzı hücum oyunlarıydı – güçlü savunma fikirleri henüz öğrenilmemişti. Bir oyuncu rakibini şiddetli bir şekilde mat etmeye çalışırken taşlarını feda etmiyorsa, o zaman bu eğlenceli bir oyun sayılmamaktaydı. Amerikalı oyuncu Paul Morphy, satrançta bu hücum döneminde sahneye çıkmıştır. Morphy, tüm bu romantik ve agresif saldırgan fikirlerin somutlaşmış haliydi.

1850’lerde büyük turnuvalar gerçekleşmeye başlamıştı ve 1886’da ilk şampiyonluk karşılaşması yapılmıştır. Steinitz ve Zukertort karşılaşması sonucunda ilk resmi dünya şampiyonu Wilhelm Steinitz olmuştur. Steinitz, Emanuel Lasker’ın onu (10-5) mağlup ettiği 1894 yılına kadar dünya şampiyonu unvanını elinde tutmuştur. Lasker, herhangi bir satranç dünya şampiyonunun açık ara en uzun şampiyonluk süresi olan 27 yıl boyunca unvanını elinde tutacaktı. Steinitz ve Lasker’in gösterdiği gibi, konumsal satranç artık daha popüler hale gelmişti.

Jose Raul Capablanca, 1921’de Lasker’ı mağlup ederek üçüncü dünya şampiyonu olmuştur. Capablanca’nın oyunsonu becerisi, dünyanın gördüğü en büyük yetenek olarak kabul edilmiştir. Bugün bile, en iyi satranç motorları Capablanca’nın oyunsonu tekniğinde çok az hata bulmaktadır.

1927-2006 yılları arasında, Sovyetler Birliği ve Rusya’dan oyuncular dünya şampiyonluğunu domine etmişlerdir (sadece iki istisna dışında). Alekhine, Mikhail Botvinnik, Vassily Smyslov, Mikhail Tal, Tigran Petrosian, Boris Spassky, Anatoly Karpov, Garry Kasparov ve Vladimir Kramnik; 20. yüzyılda ve 21. yüzyılın başlarındaki dünya şampiyonları ve satranç devleriydi. Yukarıda bahsedilen satranç efsanelerinin stilleri birbirlerinden çok farklıydı. Konumsal şampiyonlardan (Karpov, Petrosian, Smyslov, Kramnik), Tal’ın son derece acımasız hücum stiline; Alekhine, Botvinnik ve Kasparov’un dinamik yeteneklerine… Bu durum satrançta tek bir doğrunun olmadığının kanıtıdır.

Bobby Fischer tüm zamanların en esrarengiz satranç figürlerinden biriydi ve 20. yüzyılın ikinci yarısında Sovyet satranç duvarını yıkabilen tek oyuncuydu. 1970-1972 yılları arasında, Dünya’da onu durdurabilecek kimse yokmuş gibi görünüyordu. Fischer ve Spassky’nin 1972’de yaptığı maç tüm dünyayı, hatta satranç hakkında hiçbir şey bilmeyenleri bile büyülemişti. ABD ve Sovyetler Birliği’nin her alanda üstünlük için savaştığı dönemde, bu maç dünya şampiyonluğu unvan maçından fazla bir anlama sahipti. Fischer, beraber çalışılması en zor sanatçılardan biriydi. İlk maçta berabere bir oyun sonunda büyük bir hata yapması sonucu kaybeden Fisher, ikinci maça çıkmayı çeşitli nedenlerle reddetti. Artık Spassky 2-0 öndeydi ve fazlasıyla avantajlıydı. Fakat, Fischer tüm zamanların en büyük geri dönüşlerinden birini gerçekleştirdi ve 12,5 – 8,5 gibi bir skorla kazandı. Fischer, üç yıl sonra unvanını savunmayı reddetti ve FIDE’den bir sürü talepte bulundu. FIDE’nin kabul etmemesi üzerine 1992’de eski rakibi Boris Spassky ile bir maç oynamak için yeniden ortaya çıkana kadar satranç dünyasından kayboldu. O maçı kazandıktan sonra, Fischer satranç sahnesinden tekrar çekildi ve arkasında diğer tüm dünya şampiyonlarından daha fazla soru işareti bıraktı.

Anatoly Karpov, 1975’te 12. dünya şampiyonu oldu. Karpov, on yıl boyunca dünya şampiyonu olarak hüküm sürdü ve 1997 yılına kadar en yüksek satranç seviyesinde son derece aktifti. Daha sonra kariyerinde kendi adına birkaç kitap yayınlandı ve Rus siyasetinde çok aktif hale geldi.

Karpov’un 1970’ler ve 1980’lerdeki hakimiyeti, başka bir Rus efsanesi olan Garry Kasparov’un ortaya çıkışına kadar devam etti. 1984’te, beş Karpov-Kasparov dünya şampiyonası maçından ilki gerçekleşti. Bu iki satranç efsanesi, dünya şampiyonluğu için toplam 144 maç oynadı. Bu 144 maçın 104’ü berabere sonuçlanırken Kasparov 21 galibiyet ve Karpov 19 galibiyet elde etti.. Kasparov, şampiyonluğu 15 yıl boyunca elinde tutacaktı; bu, Lasker’in 27’den sonraki en uzun kesintisiz ikinci süreydi. 2005 yılına kadar dünyanın en yüksek reytingli oyuncusu olarak kaldı ve 2800 Elo’yu geçebilen eden ilk kişi oldu.

Kasparov, oyunu hazırlamak ve incelemek için bilgisayarları yoğun bir şekilde kullanan ilk büyük oyuncuydu ve 1980’lerin sonları ile 1990’ların başlarının en güçlü bilgisayarlarını oldukça duyurulmuş birkaç maçta yendi. Sonunda 1997’de süper bilgisayar Deep Blue’ya yenildi, ilk kez bir bilgisayar dünyayı değiştiren bir maçta bir dünya şampiyonunu mağlup etti. Deep Blue, maçtan sonra dağıtıldı. Satrançtan emekli olduktan sonra Kasparov birkaç kitap yazdı ve Rus siyasetine dahil oldu.

2005’te bilgisayarlar nihayet herhangi bir insanın olamayacağı kadar güçlü görüldü. Bunun nedeni bir süper bilgisayar olan Hydra’nın Michael Adams’ı kolayca yenmesi (2737 puanla dünyada yedinci sırada yer alıyordu). Hydra, maçı 6 maç üzerinden 5.5 puan alarak kazandı. Bilgisayar motorları sürekli güçlenmeye devam etti. Popüler bir açık kaynak motoru olan Stockfish’in tahmini ELO’su yaklaşık 3400’dür. 2017’de satranç dünyasındaki yeni bir varlık olan AlphaZero, Stockfish’i 100 maçlık bir maçta mağlup etti.

Günümüzde, hemen hemen her satranç oyuncusu, mevcut Dünya Şampiyonu Magnus Carlsen de dahil olmak üzere satranç motorlarını kullanıyor. Carlsen, 2013’te Viswanathan Anand’ı mağlup ettiğinden beri dünya şampiyonu konumunda ve uzun süredir dünyanın en yüksek reytingli oyuncusu olmaya devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir